31 Aralık 2021 Cuma

Yeni bir yıla girerken

 Selamlar!

Aklımda belirli bir konu olmadan biraz içimi dökeceğim. 2021 benim için kötü bir yıldı. Dışarıdan gelen problemler sorun değildi aslında. Asıl kendime kızdığım zihin seti olarak bu kadar çok şey bilirken sanki bunları bilmezmiş gibi uygulamaya dökmememdi.

Bir şeyin doğrusunu bilip onu uygulamama aptallığı yani. Kendime bu yüzden kızdım ve bu konuda kendime nazik olamıyorum.

Aslına bakarsan her şeyin kademe kademe boka sarması 2019 yılına denk geliyor benim için. Monoton bir hayat, Corona salgını, ekonomi ve söylenmeyenler derken ne olduğunu anlamadan hayata karşı umudumu kaybetmiş buldum kendimi. Yaşam amacım içimdeki ateşi yakmıyordu.

Hayata karşı genel bir isteksizlik halindeydim. Nihilizmin girdabına düşmüş gibiydim.

Böyle bir ruh halindeyken herhangi bir şeye motive olamıyorsunuz. Sadece mantığınız bu şeyi yapmazsan eğer sonuçları bu - şu olacak diye sizi ayakta tutuyor.

Bende öyle yaşadım. İsteksizce, kendimi geliştireceğim eylemlere devam ettim. Arada fire versem de monoton fakat göreceli olarak verimli yıllar geçirdim.

Fakat bir yerde içimdeki ruh yok olmuş gibiydi.

Sanki insanlığımı kaybetmiş gibi hissettiğim oldu.

Ara ara bir şeyler alevlenir gibi olsa da tekrar eski halime geri döndüm. Nasıl bir şeyse, içimdeki yaşama isteği kaybolmuştu.

Suçu Coronaya attım, ülkeme attım, tanıdığım insanlara attım en çokta kendime attım.

Varabildiğim en tutarlı sonuç hayat amacımı benimseyememek oldu. Hayat amacı dediğimiz şey gerçekten çok ama çok önemli!

Yazdıklarımı şuna bağlayacağım. Hep dediğim gibi yeni yıl, 2022 ne eklersek onu biçtiğimiz bir yıl olacak

Hepimizin sorunları farklı

Cevapları farklı

Bunu keşfetmek, keşfetmeyi seçmek ya da seçmemek hepsi bize bağlı. Ne eklersek onu biçiyoruz. Ne kadar fedakarlık yaparsak o kadar alıyoruz.

Seçim yapmayıp salmak dahi bir seçim

Ve her seçiminizin bir sonucu var.

Yeni yılda doğru seçimleri yapmanız, iyi insanlarla yola devam etmeniz ve içinizdeki ateşin kuvvetli olması dileğiyle.

Mutlu yıllar

31.12.2021 23:12

13 Kasım 2021 Cumartesi

Bahsettiğim şeyin adını bilen var mı?

 

     Dilimizde ufak, süregelen ızdırap için bir kelime var mı? Öyle bir şey ki, sizi rahatsız eder fakat ufak olduğu için de çok umursamazsınız.  Sessizce ufaktan ufağa kanınız akar fakat yaranız sizi öldürmez. Bu sebeple sarmazsınız. Hayatınızda dibe yaklaşırsınız ama dibi görmediğiniz için ''YETER LAN'' diyerek ayağa kalkıp mücadele etmezsiniz. Bir şekilde çark dönüyordur çünkü. Dönüp bakınca ve bunu tüm hayata uyarlayınca, bu hayat en ızdıraplı olan hayatlardan biri değil midir? Fark edilip - edilmeme arasında gelen sessizce enerjini emen bir şey gibi...  Sanki zekice tasarlanmış bir nalet. Gizliden sizi tutan görünmez ipler.

    Bir şekilde yolu buraya düşmüş olan yolcu, Türkçe veya İngilizce olarak bu bahsettiğim şeyin bir adı varsa ve bunu biliyorsan benimle paylaş lütfen.     

Müzik paylaşsam mı?  Paylaşayım evet... O benim kültürüm bir yerde :)))
Kısa olan düşünce ve fikirlerimi kaydettiğim şeylere dahi müzik paylaşabilirim. Böylece dönüp okuduğumda kulaklarıma da bir 'selam' gelir.

https://www.youtube.com/watch?v=RWysCGXLE_Q

(Imperial Guard Theme - Dawn of War)

26 Ekim 2021 Salı

Kayıp Ruhlar

 

Kayıp Ruhlar

 

    Kaybedenler, tutunamayanlar ya da yıkıklar.  Hangi sıfatı koyduğumuzun bir önemi yok. Tek başına akıl sağlığını korumaya çalışan insanlar. Ya da bu savaşı kaybedip  --gerçek anlamda-- bu sıfatı hak edenler. Ben bu savaşı kaybeden birine denk geldim.  Bu kaçıncısı pek bilmiyorum, zira gerçek anlamda kayıp ruhlara çok denk geldim. Sanki hayat beni uyarırmışçasına...  Ve hemen hemen bu insanları gördüğümde hüzün-acıma arası tarifi güç bir duygu oluşuverir içimde. Bu yazıda onlardan birine değinecek biraz bir şeyler karalayacağım. Belki aydınlanma yolunda yürüyenlerdensen sende bir kaç şey alırsın.

 

     Aşağıda 6 dakikalık bir video bulacaksın. Bu videoyu izlemeni istiyorum. Aklını ve zihnini aç olabildiğince dikkatini ver.
https://www.youtube.com/watch?v=KVOjJf6gYuw
(Bodycam Footage Of Police Shooting Actress Vanessa Marquez)

 

     Ne düşündün?
     Ne hissettin?

     Yaşıyor musun¿

 

------------------------------------------------------------------------------

---------------------------------------------------------

-----------------------------------------

------------------------------

------------------

----------

----

           Artık sende Vanessa'yı tanıyorsun. Acaba nasıl bir çocukluk yaşadı? Ailesi nasıl insanlardı? 15 yaşındaki halini görüp kıyaslasak neyleri fark ederdik? Yeteri kadar sevgi ve ilgi görebilmiş miydi? Aşık olduğu ilk erkek nasıl biriydi?  Neyleri severdi? Neylerden korkardı? Nasıl bir insandı?  Ama evet... Artık bunların onun için pek önemi kalmamış gibi. Odasındaki karışıklığı hayati ile aynı.  O odanın kaotik oluşu ve bunu kimsenin o ana kadar farkında olmayışı çok üzücü değil mi?   Bir an için 'o' olmayı denesenize. Dağınık evin içinde olduğunuzu o soğuk odadaki yatakta yattığınızı. Etrafın sessizliğini ve beyninizin işkence eden gürültüsünü...   İşte kayıp bir ruh...

           Videonun ilerisinde Vanessa silah çıkarıyor. ABD'de kesici veya ateşli bir silah olduğunda polis kendisini tehdit altında hissederse ateş açabiliyor.   Akıl sağlığı yerinde olmayan birinin ne yapacağı kestirilemediği için ateş açmalarını da normal karşılıyorum.  Benim içimi burkan iki şey ise Vanessa'nın ''beni öldür'' demesi ve silahının sahte oluşu.  Belki de amacına ulaşmıştır kim bilir?
İyi geceler Vanessa.

 

https://www.youtube.com/watch?v=Fv7ldgocZRs

(Amazarashi -  自虐家のアリー )

5 Ekim 2021 Salı

Bilinçaltı Dünyası #2

 Karışık ve ufaklar fakat hepsi güzel bir analiz sundular bana. Bilinçaltımın neler düşündüğü hakkında. 


1. Evre


İlk olan rüyada annem ve iki kız kardeşimle dışarıdayım. Öğlen vakti ve hava karanlık. Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor. Kim bilir kaç yılında yapılmış var yok arası bir yolun üstünde duruyoruz. Yanı başımızda bizi yağmurdan zerre korumayan bir ağaç var. Etrafımızda kimse yok. Tek bir şemsiyeye sığınıyoruz.  Annemle aramda bir konuşma geçiyor. Bu sırada ne olduğunu hatırlamıyorum ama derin bir hüzün hissediyorum. (rüyada bazen acımasız olan kısımda bu -hissedebilmek- değil mi?) bu hüzün yağmura aldırmadan şemsiyeden çıkmamı sağlıyor ve  ---NEDEN KİMSE BENİ DÜŞÜNMÜYOR?--- diyerek ağladığımı hatırlıyorum.  Bu gerçek dünyada yapmayacağım bir şey. Duygularımı bu denli dışarı vurarak ağlamak. Başka bir cümle kurarak 'yapamayacağım' bir şey de diyebilirim. Açıkçası o an kardeşlerimin yüzlerini bile göremiyorum. Sanki sadece Annem üzülüyor. Sadece annem. Fakat devamını hatırlamıyorum. 


-----


2. Evre 


İlk olan rüyadan önce mi sonra mı veya aynı evrende mi onu hatırlayamıyorum. Fakat sık sık daha önce de rüyamda görmekte olduğum bir apartmandayım. Bu apartman diğerlerinin aksine, belki de en üst kat olması dolayısıyla zemininin beton olması dışında dışında ahşaptan direkleri ve çatısı var. Bu evin tavanı o kadar dar ki boynumu hafif eğip gezebiliyorum. Herhangi bir koridora sahip değilim odaların birinden diğerine geçiyorum koridorsuz şekilde. Evin içinde fena halde boğuluyor ve sıkılıyor gibi hissediyorum. 

Bu rüyada hissettiğimde sıkışmışlık hissiydi. Kendinizi mağaradaki bir geçitten diğerine geçmeye çalışırken sıkışmış olarak hayal edin, kıpırdayamıyorsunuz... Buna benzer bir his diyebilirim. 

Bunu okuyan bir yabancı ne kadar -doğru,yanlış veya uygun- bilinçaltı analizi yapabilir bilmiyorum. Sonuçta beni, hayatımı veya iç dünyamı bilmiyor. Fakat benim için oldukça güzel bir analiz sundu bana. 


------


Sıkılmadıysan devam et :)

3. Evre'deki rüyada analizlik bir şey yoktu. Uzun ve farklı bir rüya olduğundan geçiyorum.  Özeti şu > bir şato, bu şatodaki kalabalık insanlar benimde içinde olduğum bir arkadaş grubu, bu grup şatonun odasında gezerken bir kapıdan giriyor bu kapıdan girenler bir daha geri dönemiyor. Çünkü o kapıdan girdiğinizde mantık dışı bir labirente giriyorsunuz ve dönmek istediğiniz kapılar başka yerlere açılıyor. Bende bu kapılardan geçerken çeşitli maceralara giriyorum. Yazması uzun olacak maceralar :)  En sonunda dışarı çıkıyorum ama ^^   Özeti bu.  Son gördüğüm rüya buydu. 


Bir sonraki yazmak hevesime kadar hoşçakal geniş alan, hoşçakal ıssız ortam, hoşçakal benliğim. Aaa evet ve son olarak odaların tekinde benle güzelce ilgilenmiş düz saçlı sarışın kız sana da hoşçakal :) 

https://www.youtube.com/watch?v=cuj__JnGWLg
Daft Punk - Within

10 Eylül 2021 Cuma

Bilinçaltı dünyası #1

 (04:19)Karanlık bir ortam. Etrafım ormanlık ve ay ışığından başka bir şey yok. Yüzleri zor seçiyorum. Zaten rüyada olduğum için bunun pekte önemi yok. Zira neden bu mekanda olduğumun veya ne amaçla olduğumun farkında değilim. Yanımda bir kadın var saçları omuzlarına kadar geliyor. Kim bilmiyorum fakat bir tanıdığım olmalı. Onunla biraz ilerleyip 4-5 metre uzunluğunda bir bayıra geliyoruz. Aşağıda dere akıyor. Derenin karşısında bizimle aynı yükseklikte olan tepedeki bankta bir adam oturuyor. Ondan ziyade yanımda bir adam beliriyor. Dostum olmalı. Öyle diyor uykudaki beynim çünkü. Şimdi 3 kişi olduk. Aramızda ne olduğunu bilmiyorum. Ya ikisi arasında bir ara bulucuyum ya da başka bir şey. Bilmiyorum... Hatırlamıyorum. Hatırladığım şey bankta oturan adamın bizi takip ettiği. Bizlerse ne olduğunu anlamadan belli bir süre sonra kendimizi çok gelişmemiş bir mahallede buluyoruz. 3 tane 9-13 arası yaşlarda oğlan çocuk bizi videoya çekiyor. Muhtemelen tiktok veya saçma youtube videosuna alet ediyor.  Kibarca ''Kardeşim uygun bir zaman değil'' diyorum.  İtici bir şekilde çekmeye devam ediyorlar. Çevremizde sanki biz dünya, onlarda aymış gibi dönüp duruyor ve aptalca sesler çıkarıp sırıtıyorlar. Zaten kim sinirlenmez ki?  Göbekli bir çocuk, sarışın ve aman yarabbim o yüzündeki alaycı sırıtış! sanırım rüyanın kabus olan kısmı tam burasıydı. Sonuç olarak sabrım taştığında soldaki ufak olan çocuğun ayak bileklerine hızlı bir ayak dokunuşuyla yere kapaklanmasını sağlıyor diğer kilolu olanın da elindeki telefona vurup boğazına yapışıyorum. Daha sonra ne olduğunu hatırlamıyorum ama kendimi ilk 2 karakterden uzaklaşmış buluyorum. Bir evin girişindeyim. Herhalde dövdüğüm kilolu çocuğun evi olmalı. 

Demir eski kapıdan giriyorum. (şu kapılar artık var mı bilemem alt yarısı demir kaplama üstü buzlu camlı olur) Ailesinden özür dilemek için gelmiş olabilirim nede olsa küçük bir çocuktu ve onunla çocuklaşmamam gerekirdi. Konuya devam etmeden evin acayipliğini anlatmak istiyorum. Kapıdan girdiğim gibi 1-2 metrelik bir koridor vardı. Koridorun en sonunda sağda ve solda tahta kapılar vardı ve bu iki kapının tam ortasında çok dar bir alandan dikine şekilde aşağı inebileceğiniz bir merdiven vardı. İşte o a.. koyduğumun merdiveninden o sırıtışı tekrar gördüm! Arkama dönüp baktığımda kapı kapanmıştı ve tekrar açıldığında hemen hemen sırıtan çocuğa benzer bir tip geldi fizik ölçüleri gene aynı yağlı - kilolu  fakat 2 metre boylarında izbandut bir tip. Tek o olsa sıkıntı değil, gettodaki ne kadar velet varsa abartısız 15-20 kişi de kapının arkasındaydı. Olayın merakına gelmiş olan kenar mahalle insanı toplanmış ve cadı avına başlamıştı. Onların bölgesinde yalnız başımaydım. Tıpkı hayatta olduğum gibi. Olması gereken hissi yaşadım ve korktum! :P  Orada bana verilmiş en iyi yeteneklerden biri olan diplomasiyi konuşturmaya başladım olayların sonunu göremeden ağlayan bir kızın sesine uyandım. Gerçekliğe döndüğümde içimde telaş ve huzursuzluk karışımı bir his vardı. Camım açık olduğundan dışarıda hüngür hüngür ağlayanın sesini duyabiliyordum. O kadar içten ağlıyordu ki o kadar hüznünü hissedebiliyordum ki anlatamam. Adı da Merve imiş. Yanındaki kadın onu teselli ederken bu bilgiyi verdi bana. Dönüp baktığımda rüyamdaki cehennemden sanki gerçeklik denilen cehenneme uyanmıştım. Çünkü hissettiğim ve duyduğum tam olarak oydu. 


-Ve bende huzursuz hissettiğim için yazmaya başladım. Saat gecenin 4 bilmem kaçı...
-Biraz daha iyiyim. 

Aslında bunları twitter'ımda paylaşacaktım. Sonra uzayınca neden bloğuma koymayayım dedim. Hem yüzyıllardır geçiştirdiğim şeyin başlangıcı olur belki.