(04:19)Karanlık bir ortam. Etrafım ormanlık ve ay ışığından başka bir şey yok. Yüzleri zor seçiyorum. Zaten rüyada olduğum için bunun pekte önemi yok. Zira neden bu mekanda olduğumun veya ne amaçla olduğumun farkında değilim. Yanımda bir kadın var saçları omuzlarına kadar geliyor. Kim bilmiyorum fakat bir tanıdığım olmalı. Onunla biraz ilerleyip 4-5 metre uzunluğunda bir bayıra geliyoruz. Aşağıda dere akıyor. Derenin karşısında bizimle aynı yükseklikte olan tepedeki bankta bir adam oturuyor. Ondan ziyade yanımda bir adam beliriyor. Dostum olmalı. Öyle diyor uykudaki beynim çünkü. Şimdi 3 kişi olduk. Aramızda ne olduğunu bilmiyorum. Ya ikisi arasında bir ara bulucuyum ya da başka bir şey. Bilmiyorum... Hatırlamıyorum. Hatırladığım şey bankta oturan adamın bizi takip ettiği. Bizlerse ne olduğunu anlamadan belli bir süre sonra kendimizi çok gelişmemiş bir mahallede buluyoruz. 3 tane 9-13 arası yaşlarda oğlan çocuk bizi videoya çekiyor. Muhtemelen tiktok veya saçma youtube videosuna alet ediyor. Kibarca ''Kardeşim uygun bir zaman değil'' diyorum. İtici bir şekilde çekmeye devam ediyorlar. Çevremizde sanki biz dünya, onlarda aymış gibi dönüp duruyor ve aptalca sesler çıkarıp sırıtıyorlar. Zaten kim sinirlenmez ki? Göbekli bir çocuk, sarışın ve aman yarabbim o yüzündeki alaycı sırıtış! sanırım rüyanın kabus olan kısmı tam burasıydı. Sonuç olarak sabrım taştığında soldaki ufak olan çocuğun ayak bileklerine hızlı bir ayak dokunuşuyla yere kapaklanmasını sağlıyor diğer kilolu olanın da elindeki telefona vurup boğazına yapışıyorum. Daha sonra ne olduğunu hatırlamıyorum ama kendimi ilk 2 karakterden uzaklaşmış buluyorum. Bir evin girişindeyim. Herhalde dövdüğüm kilolu çocuğun evi olmalı.
Demir eski kapıdan giriyorum. (şu kapılar artık var mı bilemem alt yarısı demir kaplama üstü buzlu camlı olur) Ailesinden özür dilemek için gelmiş olabilirim nede olsa küçük bir çocuktu ve onunla çocuklaşmamam gerekirdi. Konuya devam etmeden evin acayipliğini anlatmak istiyorum. Kapıdan girdiğim gibi 1-2 metrelik bir koridor vardı. Koridorun en sonunda sağda ve solda tahta kapılar vardı ve bu iki kapının tam ortasında çok dar bir alandan dikine şekilde aşağı inebileceğiniz bir merdiven vardı. İşte o a.. koyduğumun merdiveninden o sırıtışı tekrar gördüm! Arkama dönüp baktığımda kapı kapanmıştı ve tekrar açıldığında hemen hemen sırıtan çocuğa benzer bir tip geldi fizik ölçüleri gene aynı yağlı - kilolu fakat 2 metre boylarında izbandut bir tip. Tek o olsa sıkıntı değil, gettodaki ne kadar velet varsa abartısız 15-20 kişi de kapının arkasındaydı. Olayın merakına gelmiş olan kenar mahalle insanı toplanmış ve cadı avına başlamıştı. Onların bölgesinde yalnız başımaydım. Tıpkı hayatta olduğum gibi. Olması gereken hissi yaşadım ve korktum! :P Orada bana verilmiş en iyi yeteneklerden biri olan diplomasiyi konuşturmaya başladım olayların sonunu göremeden ağlayan bir kızın sesine uyandım. Gerçekliğe döndüğümde içimde telaş ve huzursuzluk karışımı bir his vardı. Camım açık olduğundan dışarıda hüngür hüngür ağlayanın sesini duyabiliyordum. O kadar içten ağlıyordu ki o kadar hüznünü hissedebiliyordum ki anlatamam. Adı da Merve imiş. Yanındaki kadın onu teselli ederken bu bilgiyi verdi bana. Dönüp baktığımda rüyamdaki cehennemden sanki gerçeklik denilen cehenneme uyanmıştım. Çünkü hissettiğim ve duyduğum tam olarak oydu.
-Ve bende huzursuz hissettiğim için yazmaya başladım. Saat gecenin 4 bilmem kaçı...
-Biraz daha iyiyim.
Aslında bunları twitter'ımda paylaşacaktım. Sonra uzayınca neden bloğuma koymayayım dedim. Hem yüzyıllardır geçiştirdiğim şeyin başlangıcı olur belki.