12 Eylül 2023 Salı

Dünyanın sonuna koşmak

 Running to the Edge of The World


-aa bu şarkıyı seviyorum!  Tatlı bir karanlığı var.

-Sen de karanlıkla kafayı bozmuşsun he. Tekrarlayıp duruyorsun.

-Azıcık o karanlıktan olmasa beni sevmezdin biliyor musun?

-Gene şifreli şifreli konuşmaya başladın. 

-Öyle ama kimse iyi ve efendi erkekleri sevmez. Annelerinden başka. 

-Ben seni yine de severdim. 

-Hep öyle derler :)

-Ya çok ciddiyim. Seninle özel hissediyorum. Sen beni anlıyorsun bazen modumu yükseltiyorsun. 

-Hep öyle derler :)

-Aptal ya...

-Dur dur bak şarkının nakaratı geliyor  ''We are running to the edge of the world, Running, running away''

(Gözlerimi kapadım- ana odaklandım. Tuhaf bir boşlukla beraber huzuru hissediyordum. Nakarat bittiğinde gözlerimi açtım kafamı hafifçe çevirdiğimde iri gözleriyle ve samimi bir gülümsemeyle bana bakıyordu. İçim acıdı... Çünkü... Her neyse)

-Eee beğendin mi?

-Güzelmiş. 

-Cidden dinledin mi ki? :)

(hadi ama dercesine bakıp başını omzuma yasladı. Parkta koşturan çocuklar, annelerin sesleri ve bir kaç motorcu keko vardı. Sessizliği bir süre paylaştık)

-Teşekkür ederim. 

-(hafif duygu yoğunluğunu arttırmak için saçını biraz koklayıp öyle cümleme başladım. Ses tonumu iyi seçtim. Kısıkça. )  Neden teşekkür ediyorsun.

-Hissedebilmemi sağladığın için. 

Bir şey söylemedim.
Belli bir süre geçti.
Ağlamaya başladı.

Bir şey söylemedim.

Neden ağladığını biliyordum.

Onu biliyordu. 
Ona rağmen yanımdaydı.
Sadece hissedebilmek istiyordu.

Dünyanın sonuna doğru koşuyorduk. O an için öyleydi. 
O an için öyleydi...