8 Ekim 2026 Perşembe

KOCAMAN KOCAMAN DÜNYA

      Oğlum acayip sıkılıyorum lan. Yani o yüzden buraya geldim. Sık sık sıkılırım, çok sağlam sıkılırım. İşte onlardan birinin içindeyken işte buradayım.  Ok?  ok?  hahahah

Gün içindeki minimum olacak şekilde ''sorumluluklarımı'' yaptıktan sonra bana boş vaktimi istediğim gibi değerlendirmek kalıyor. Bazen ek ve ''verimli'' işler yapmayı seçiyorum bazen de dürtülerime kontrolü verip boşlukta süzülüyorum. Bu gün dürtüler bir lider seçtiler ve kendi krallığını kurdular. Orospu çocukları hiç iyi yönetemiyorlar ülkeyi..!

Ne diyecektim,,, ha evet.. Jahrein izliyordum. Pat diye kick'te tıkladım ona.  Bilgisayar oyunu oynamaktan beynim yanmıştı yeterince. Orada ince sesli bir hatun vardı. Sevimli bir şey baya sevimli. Eğer bir kuruyemiş olsaydı fıstık olurdu, eğer bir şekerleme olsa sütlü olanından olurdu, eğer bir yemek olsaydı kaşarlı tost olurdu, eğer bir içecek olsaydı bubble tea olurdu. u get it right. neyse... Lan şeyi düşündüm, (oldie stuff geliyor hazır mısın??) bizim dönemde böyle parçalar ya yoktu ya da kendilerini gösterecek kadar internet yayılmamıştı. Şimdi o kadar fazla bunlardan gördüm ki,, ilk yabancı camiada sonra Tr'de yaygınlaştılar. Yüksek kalite diyebileceğin hatunlar. Kadınlık sanatını bilen, personasını mükemmel bir biçimde uygulayan, ruha nüfuz edecek şekilde incelikleri uygulayan. Anladın işte. Ama diyorum ya o kadar fazlalar ki artık bunun da değeri düşüyor. Oğlum çok karma karışık olmaya başladı her şey lan. Çok çok çok çok çok çok çok çok fazla bilgi var. Çok çok çok çok çok fazla yeni şey var. TAKİP EDEMİYORUM!!!  Ben ergenlik yıllarımda ve ilerleyen yıllarda internete'te henüz ergenlik dönemlerinde kendini ararken her şeye hakimdim lan. Her boku önceden bilirdim. İlk video editlerini ben yapardım. Millet kral tv izlerken ben windows movie maker'dan lise videosu yapıp sınıfın popüler kiddo'su oluyordum. Popüler bilinmedik videoaları eşeleyip kendi kültüm hesabı ben popüler ediyordum. Bilinmedik yerlere giriyor, olmadık fikirlerle internette olanlarla harika şeyler çıkartıyordum. Bu çaba ile değil de hobi olarak oluyordu. Ama internet yayıldıkça yeni fikirler ve yeni ''şeyler'' ağacın dalları gibi dallanıp budaklandılar. Takip etmek bir insan için mümkün olmayacak seviyeye geldi... Çok karıştı her şey oğlum... Artık tek seçenek akışa bırakmak oldu. Ve kendini çöp bilgi akımından korumak...  ahhh çektim demin. fena bir ahhh çektim.   Seks ahh'ı değil. Beyni yanmış eleman seni öyle düşünme...  (şaka) Yani ne diyecek neye bağlayacaktım ben?!  bir şeye bağlayacak mıydım ki? ---  KOCAMAN OĞLUM DÜNYA milyarlarca insan, bir yerlerde depresyonda kendini kesen, bir yerlerde içip yanındaki çıtırla yiyişen, bir yanda 08-16 çalışan, bir yanda siyasi çöplükte güç uğraşına giren, bir yanda futbolu hayat olan, sonsuza kadar giderim. KOCAMAN KOCAMAN DÜNYA...   Tanrım...  Tanrım ben... 

6 Haziran 2026 Cumartesi

Geliyor geçiyor zaman, dönüyor durmuyor dünya

Pentagram - Sonsuz

Çok olmuş yazmayalı. Bir boş bulunuşlukla tüm yazdıklarımı okudum. Okuttu da kendini lan... İçeriğinde öyle böyle bir ruh varmış gibi hissettirdi. Çünkü bu noktadan geçmişime bakınca buraları ap ayrı bir dünyaymış gibi hissettirdi. Öyleydi de... Çünkü geliyor geçiyor zaman, dönüyor durmuyor dünya. 
Çok şey değişiyor, tarif etmekte güçlük çekiyorum. Ama yaş, ama tecrübe hayata karşı sıkılıveriyoruz. Benim tabirimle hayat alevimizi yitiriyoruz. 
Hayat alevi demişken eski yazdıklarımda da böyle boşluğa zaman zaman düştüğümü görüyorum. Ama her şu anımda "en büyüğü ve en gerçeği" olduğuna kendimi ikna ediyorum :) belki de haklıyımdır Kim bilir? Belki de her büyüyen boşluğa kendimi adapte edip yoluma devam ediyorumdur. Açıkçası bilmiyorum ^^
Çok üzücü gelecek bir şey söyleyeceğim ama gerçekten de bilgi tecrübe vs. artınca 'bilmiyorum' lar da artıyor. Bu bilmiyorum beraberinde bir bilgelik te getiriyor. Sınırlarını biliyorsun, sınırı aşmak için çabalamak istediğinde bunun heyecanını tekrar yaşıyorsun. Veya geçmişle şimdi yi bir bütün gibi görebilmeye başlıyorsun. Biliyorum diyerek yaptıklarını deneyimlediğin için yerini bilmiyorum lara bırakıyor. 
Tecrübe gerçekten seni sıkıcı hale getirirken zamanını da kurtarıyor olmalı. 

Mutlak gerçekte detaylar ne olursa olsun zaman geçiyor değil mi? 
Biz zavallı bilinçli varlıklar ölüme doğru gidiyoruz. 

Eski yazıları komple okuduktan sonra buraya aklıma ne eserse yazmak istedim. Bu yazı öyle meydana geldi. 

Hoşçakalın. 
Zamanınızı iyi değerlendirmeniz dileğiyle. 

Büyük patrona selamlar

   

Bu yazıyı 14 ocak 2024 te yazmışım ve yarıda bırakıp paylaşmamışım. Şimdi paylaşıp olduğu gibi bırakıyorum. 

Paylaştığım tarih 6 haziran 2026


   Titizce domino taşlarını dizdi adam. Her gün programlı bir şekilde ve titizce diziyordu taşları. Günler aylara, aylar yıla dönüştü. Adam gururluydu. Eserini somut bir şekilde görüyordu. Mağrurca ''bunları ben başardım!'' diyordu.  ''ben''   ''insanlar uyuyordu ben devam ettim,  insanlar ağlanıyordu ben çözüm ürettim, insanlar kaçıyordu ben üstüne gittim.  BEN BEN BEN YAPTIM''   
Adam başardıkça bir tık daha kendini zorluyor ve daha da zor şekilde diziyordu taşları kendini zorluyordu. Sınırları zorluyordu. Yenilmez hissediyordu. İskender'in zafer konuşmasını yaptığı zamandaki gibi ya da Cengiz Han'ın koca bir şehri yakıp kül ettiğinde hissettiği gibi. Nihayetinde o da bir insandı. 
Sonra hastalandı. Saldı her şeyi bir süre.  Önemli değil dedi hayat böyle. Normal.  Geçirdiği kayıp zamana huysuzlansa da güçlüydü ya telafi ederdi.  İyileşti. Kısa sürdü iyi hali. Bir kaç haftaya tekrardan hastalandı.  Daha da şiddetli hastalandı. Sinirleniyordu, kontrolün böylesine kendinde olmayışına sinirleniyordu! Ne kadar da zayıftı! Bir anda nasıl da tüm planlar alt üst olabiliyordu. İstemiyordu 1 taş daha koymak. Dominoların da canı cahannemeydi planların da. İstemiyordu bir şey. Adam öz yıkımda ustaydı. 1 yılda yaptığını 5 dakikada yıkmayı bilirdi. Sanki büyük patron onunla dalga geçiyor gibiydi. Yaratan... Adama istek verip daha sonra alıyordu. Hayatın tadını en güzel şekilde çıkarmasını sağlayıp sonra yok yere hissizleştiriyordu. Hiçbir sebep yokken keyfi kaçıyordu, depresifleşiyordu.  Adam buna rağmen robot gibi ''yapması gerekeni yapmayı'' öğrenmişti. Dominoları dizmeye devam ediyordu ama bu sefer de sıralı hastalıklar veriyordu sanki.  Bu kontrolsüzlük onu deli ediyordu. Gene kırılgan hallerindeydi. İçindeki küçük çocuk hala kurtarıcı bekliyordu. Bunu fark edince onu hızla susturdu adam. Ona kızdı. Akılcılıktan uzaklaştığı için o çocuğa kızdı. Ama o içindeki çocuk görevini yapacaktı. Sınuza kadar çocuk olmaya devam edecekti.